AŞURA BAYRAM DEĞİL YASTIR, MATEMDİR, GÖZ YAŞIDIR  

AŞURA BAYRAM DEĞİL YASTIR, MATEMDİR, GÖZ YAŞIDIR

        Her muharrem ayında yazar paylaşırım. Sosyal medya kullanıcıları da bunu paylaşarak halkın bilgilenmesine katkıda bulunurlar.

         AŞURE değil, AŞURA’dır. 

         Muharrem ayı bayram, şenlik, düğün dernek ayı değil matem ayıdır.

         Muharrem ayının 10. gününün adı Aşura’dır.

         Muharrem ayında Hz. Peygamberimiz (s.a.a)’in torunu, Hz. Ali (as) ve Hz. Fatıma (s.a)’nın oğulları Hz. Hüseyin (a.s)’in şehadetinden başka önemli bir hadise bulunmamaktadır.

         Hz. Nuh’un gemisinin karaya oturması, Hz. Yusuf’un kuyudan kurtulması ve benzeri olayların tarihsel olarak Muharrem ayı ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır.

         Hicri kamerî aylar şunlardır:

         Muharrem, Safer, Rebiulevvel, Rebiulahir, Cemaziyülevvel, Cemaziyülahir, Receb, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade, Zilhicce. Muharrem ayı yani Hicri yılbaşı olarak kabul edilir. Muharrem ayı, İslam’da haram aylardan birisidir. Aşura, Muharrem ayının 10. gününün ismidir. Bu ismi ısrarla “aşure” olarak adlandırmanın amacı, Muharrem ayını bayram havasıyla algılatmaktır. Yani böylelikle Hz. Hüseyin’in matemi bir zaman sonra unutulsun, Muharrem ayı bir bayram olarak kabul edilsin arzusu taşınılmaktadır.  

        Kerbela, Irak’ta bugün şehir olan, ancak 1400 yıl önceki bir çölün ismiydi. Hz. Hüseyin Fırat Nehrinin kenarındaki Kerbela çölünde yolu kesilmiş, kızgın güneş önünde susuz bırakılmış ve orantısız güç kullanılarak vahşice şehid edilmiştir.  

         Muaviye oğlu Yezid, işgal ettiği halifelik makamına, Hz. Hüseyin’den biat etmesini istiyordu. Bunun için sürekli çağrı yapıyor, elçi gönderiyor, para, makam teklifleri yapıyordu. Paraya, makama, zillete boyun eğmeyen Hz. Huseyin’den bu sefer zorla biat almaya kalkıştı Yezit ve “ya biat edeceksin ya da öleceksin” dedi. 

          Hz. Hüseyin’de, Yezid’in çağrı ve taleplerini reddediyor, “Ceddim Resullah’ın dini ayakta kalacaksa ey kılıçlar doğrayın beni” diyerek küfür ehline karşı çıkıyordu. “Ceddim” dediği, dedesi Hz. Peygamber (s.a.a)’dir.

          Yezid, Hz. Hüseyin’i Mekke’de Hac farizasını yerine getirdiği esnada suikastla öldürtmek istedi. Kabede kan akıtmak haramdır ve bunu bilen Hz. Hüseyin Mekke’den ayrılıp Medine’ye, oradan da yoğun istek üzerine Kufe’ye gitmek üzere yola çıktı ve yolu on binlerce askerden oluşan Yezid’in ordusu tarafından Kerbela çölünde kesilerek 72 yârânıyla birlikte Muharrem ayının 10. günü, AŞURA günü şehid edildi.

           Hz. Hüseyin’le beraber şehid olanların çoğu öz kardeşleri, evlatları, yeğenleri idi.  Hz. Abbas gibi bir kardeşi vardı ki, düşman, adını duyduğunda bozguna uğrardı.  Ama sayıca çok fazlaydı Yezid ordusu ve bu sayının gücünü kullanıp, pusuya düşürerek şehid ettiler. 

          Ve Müslümanlar da Hz. Peygamber (s.a.a) efendimize, Hz. Ali ve Hz. Fatıma’ya başsağlığı dileyerek yas ve matem tutarlar. 

          Kimi olayı idrak ederek yas tutar, kimi olayı kavrayamasa da “Ya Hüseyin” deyip siyah gömleğini giyer.  

          Kimi mesaj yayınlar “Muharreminiz mübarek olsun” der (sanki bayram kutlar gibi) kimi mesaj yayınlayıp Hz. Hüseyin’in katillerine lanet okur.  

          Kimi “ya kardeşim Hz. Hüseyin de biat etseydi ne olurdu sanki” deyip olayı küçümser, kimi, “etseydi bu günkü IŞİD’in, El-Kaide’nin, Boko Haram’ın ve muadillerinin yaptığı vahşilik dinin özü olarak görülürdü.” deyip olayı anlatmaya çalışır.  

         Kimi 21. yüzyılda halen Muharrem ayını bir bayram havasında idrak eder, AŞURE dağıtıp sevinç gösterisinde bulunur, kimi bağıra bağıra bunun adı AŞURE değil, AŞURA’dır. Bu bayram değil yastır, matemdir, gözyaşıdır der. 

         HZ. HÜSEYİN EVRENSELDİR

         Hz. Hüseyin’in dedesi Hz. Peygamber, babası Hz. Ali, annesi Hz. Fatıma’dır. Allah’ın elçisi, son Peygamber ve bizlere şah damarımızdan, anamızdan, babamızdan daha yakın olarak kabul ettiğimiz Resulullah’ın torunudur. 

        “Hz. Hüseyin’in yasını bir tek Şialar tutuyor” mantığı yanlış bir mantıktır. Şu anda bu yas merasimlerine katılan milyonlarca Sünni bulunmaktadır.  Yani Sünni, Şia diye İslam’ın özünde bir ayrım yoktur. Bu adlar İslam alemini bölmek, parçalamak için çok sonra çıkarılmış adlardır. 

         Kerbela çölünde 72 kişi ile Yezid’in on binlerce kişilik ordusuna karşı kahramanca savaşan, boyun eğmeyen, el pençe divan durmayan, dünya malına, makamlara, saltanatlara gözünün ucu ile bile bakmayan Hz. Hüseyin, şehadetiyle bir devrim yaratmış, ceddi Resulullah’ın dini günümüze kadar özünü koruyarak gelmiştir.  

Lebbeyk Ya Huseyin (Seninleyiz Ya Hüseyin) 

Bu haberi beğendiniz mi? Bültenimize katılarak haberdar olun!

Yorumlar

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.