€"KAZAN-KAZAN...” “WİN-WİN”

"KAZAN-KAZAN...” “WİN-WİN” 

Sayın cumhurbaşkanımız, 29 Mart 2021 tarihli bakanlar kurulu toplantısından sonra yapmış olduğu konuşma da, “vatandaşların evlerinde tuttukları, milli servetimiz olan altınlar ve dövizler, finans kuruluşları vasıtası ile ülke ekonomisine kazandırılmalıdır” çağrısını yaptı.

Ayrıca“...burdanvin-kazan esasına göre hem ülkeye, hem kendilerine kazanmanın yolunu gösteriyorum” dedi.

Sayın cumhurbaşkanının konuşmasını dinleyenler “vinvin” ne ola ki, diye sormuş olabilirler. İngilizce“win-win” deyimi, Ben yabancı dilden anlamadığım için google'de çeviri tercümanı çevirdim Türkçe'mizde “kazan-kazan”manasına geliyor.

Sayın cumhurbaşkanımız, toplumun bir bölümünda hala ciddi miktarda altın ve döviz olduğunu düşünüyor olacak ki,  kazan -kazan formülünü önererek yeni kazanç yolu gösteriyor. Milletin büyük bir bölümünda, bankalara,  finans kuruluşlarına koyacak altın döviz kaldı mı, ben emin değilim! Ancak sayın cumhurbaşkanımız söylüyorsa bir bildiği vardır.

Bu“vinvin” formülükimler için önerilmiş olabilir?Sayın cumhurbaşkanımız hemde Ak parti Genel başkanı olduğu için belki dekendi partililerine hitaben söylemiş olabilir. Nerden bilebiliriz?

Var olduğu söylenen altın ve dövizler,hangi yastık altında, hangi kasalarda, hangi ayakkabı kutularında ve kimler tarafından saklanıyorsa lütfen ortaya çıkarsın! Madem aynı gemideyiz, madem merkez bankasının kaybolan 128 milyar dolarının nasıl eridiğini anlayamıyoruz, hiç değil ise şu saklanan altınları, dövizleri bankalara yatırın da,merkez bankasının rezervleri artsın ve Türk lirasının bütünüyle pula dönüşmesi önlensin.Sizlerde vinvinyaparakdaha çok kazanın...

Halkın bir bölümü olarak, ülkemizin zenginliklerini paylaşanları ve üç beş senede zengin olanları, ağzımız açık bir biçimde, hayretle ve ibretle izliyoruz. Zenginin malı, züğürdün çenesini yorar derler ya, bizimki o hesaba dâhil. Banka da, altın veya döviz hesabı açtırmak, şu dönemlerdebizim gibilerin hayal edebileceğişeyler değil...

Ancak toplumun tamamı elbette, işsiz, emekli, dar gelirli ya da zar zor geçinenlerden oluşmuyor. Bir eli yağda, bir eli balda, nereye süreceklerini şaşırmış olan bir kısım halkımız daha var. Bu bir kısım halkımız, son senelerde en pahalı arabalarabinmeye, en lüks evlere sahip olmaya, dini motifli alternatif tatiller yapmaya ve partiler düzenlemeye,her kademede devletten nemalanmaya, “alma” ağacının altında mutlu mesut yaşamayave itibardan tasarruf etmemeye,çok alıştılar. Bu bir kısım vatandaşlarımızın,yastık altında altınları,dövizleri muhakkak vardır. Ne var ise çıkarsınlar ve götürüp bankalara yatırsınlar. Sözün muhatabı da,muhtemelen bu kesimler olabilir…

Hiç değil ise sayın cumhurbaşkanımızın sözünü yerine getirmiş olurlar.

Ancak bugünlerde görüyoruz ki,“VİN –VİN” (kazan-kazan) ile yetinmeyen ve  “VİN - VIIIINVINVIN”(çok hızlı kazan-köşeyi dön)   tarzını benimsemiş olanlar da var.

Daha 28 yaşında ki Kürşat Ayvatoğlu’nunKastamonu belediyesinden,  parti genel merkez koridorlarına uzanan muazzam bir maddi yükseliş ve bir o kadar çarpıcı ahlaki çöküş hikâyesini ilgi ile takip etmekteyiz. Bu zatınpislikleri ortaya dökülünce, ne eski Kastamonu belediye başkanı, ne de himayesinde görev yapmış olduğu AK parti milletvekili Hamza Dağ sahip çıkmadı. Bu çocuk hangi bostanda yetişmiş de, böyle semirmiş? Bostan sahipleri oralı bile değil.

Aslında kamuoyu tarafından hikâyenin enteresan bulunan tarafı,genç bir adamın siyaset alanının dehlizlerinde kısa sürece paraya boğulması değil, uyuşturucu seremonisi eşliğindeki pudra şekeri sahnesi oldu.

Bu olay, siyasi güç sarhoşluğuna kapılan gençlerin ve onların hamilerinin,akıbetini gösteren çarpıcı bir örnektir. Umarım, bir kısım halkımız burdan gerekli olan dersleri çıkartır.

Unutmayalım, “dede koruk yer, torununun dişi kamaşır.” Haber Tahir Kavri? Iğdır

Bu haberi beğendiniz mi? Bültenimize katılarak haberdar olun!

Yorumlar

Yorum yazmak için giriş yapmalısınız.