HADİ SEKSENLERE GİDELİM O ZAMAN!

HADİ SEKSENLERE GİDELİM O ZAMAN!

80’ler nostaljisi sosyal medyada yeniden gündemde: “Geçmişe özlem mi, bugünden kaçış mı?”

Sosyal medyada son dönemde yeniden yükselen 80’ler akımı, dönemin kıyafetlerini, müziklerini, yaşam tarzını ve estetik anlayışını günümüze taşıyor. Kasetler, eski otomobiller, dönemin modası ve mahalle kültürünü yansıtan görüntüler binlerce kişi tarafından paylaşılırken, “Keşke 80’lerde yaşasaydık” yorumları da dikkat çekiyor.

Bu nostaljik dalgaya farklı bir pencereden bakan TEK YAPI İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve TÜMKİAD Iğdır İl Başkanı Taner Kırang ise sosyal medya paylaşımları üzerinden yeni bir tartışmanın kapısını aralıyor.

Kırang’ın mesajında öne çıkan düşünce ise şu sözlerle ifade ediliyor:

“Kendi giyim kuşam ve hayatınızı 80’lere dönüştürebilirsiniz. Birbirinize özenmek yerine kendiniz olursanız emin olun başarırsınız.Hadi seksenlere gidelim o zaman.” Bu sözler, yalnızca bir moda veya nostalji tartışması olarak değil, insanların geçmişe duyduğu özlemin ve günümüzdeki yaşam biçiminin sorgulanması açısından da değerlendirilebilir.

 NEDEN 80’LER?

80’ler Türkiye’sine duyulan ilginin arkasında yalnızca moda ve müzik bulunmuyor. Bugünün hızlı yaşamı, ekonomik kaygıları, sosyal medya üzerinden sürekli karşılaştırılma hali ve insanların kendilerini zaman zaman yalnız hissetmesi, geçmiş dönemlerin daha “sade” ve “samimi” olduğu düşüncesini güçlendiriyor.

Ancak geçmişe duyulan özlemin önemli bir başka boyutu daha bulunuyor: Nostalji, geçmişin yalnızca güzel taraflarını hatırlama eğiliminde olabiliyor.

 80’ler denildiğinde akıllara yalnızca kasetler, arabesk müzik, dönemin kıyafetleri, mahalle kültürü ve televizyon programları gelmemeli.

Türkiye'nin 1980'li yılları; 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından yaşanan siyasi ve toplumsal baskıların, sansürün, ekonomik sıkıntıların ve ciddi özgürlük tartışmalarının da yaşandığı bir dönemdi.

Dolayısıyla geçmişi değerlendirirken yalnızca estetik görüntülere ve nostaljik hatıralara bakmak, dönemin diğer gerçeklerini göz ardı etmek anlamına gelebilir.

“GEÇMİŞE DÖNMEK Mİ, KENDİMİZ OLMAK MI?”

 Bugün sosyal medyada insanların birbirlerinin kıyafetlerini, yaşam tarzlarını ve davranışlarını taklit etmesi de ayrı bir tartışma konusu.

Oysa nostaljinin asıl değerli tarafı, geçmişi birebir yeniden yaşamak değil; geçmişten ders çıkararak bugünü daha iyi anlayabilmek. 

Kendi tarzını oluşturmak, başkasını taklit etmek yerine kendisi olabilmek ve geçmişin olumlu yönlerini bugünün şartlarıyla yeniden yorumlamak belki de tartışmanın en önemli noktalarından biri.

Çünkü geçmişe dönmek mümkün değil. Ancak geçmişi doğru okuyarak geleceği şekillendirmek mümkün.

NOSTALJİ Mİ, UNUTMAK MI?

80’ler nostaljisinin yeniden popüler hale gelmesi, beraberinde şu soruyu da getiriyor:

Geçmişi hatırlıyor muyuz, yoksa yalnızca hatırlamak istediğimiz kısmını mı hatırlıyoruz? 

Nostalji elbette kötü bir şey değil. İnsanların çocukluklarına, gençlik yıllarına, eski müziklere ve dönemin kültürüne özlem duyması son derece doğal. Fakat nostalji, tarihsel gerçeklerin üzerini örten bir perdeye dönüştüğünde farklı bir anlam kazanıyor.

Geçmişin estetiğini sevmek başka, geçmişin bütün koşullarını savunmak başka.

 Bugünün sorunları ne kadar ağır olursa olsun, çözümün geçmişi olduğu gibi geri getirmekte değil; geçmişin doğrularını ve yanlışlarını birlikte değerlendirerek daha özgür, daha adil ve daha yaşanabilir bir gelecek kurmakta olduğu unutulmamalı.

Özetle; 80’lere gidebiliriz…

Ama sadece kıyafetimizle, müziğimizle ve estetik anlayışımızla.

Tarihi ise olduğu gibi hatırlamak zorundayız. Çünkü geçmişe dönmek mümkün değil. Geleceği değiştirmek ise hâlâ bizim elimizde.